Vazgeç Gönül

-Eh,gelin şuraya! Asfalyalarımı attırmayın benim!

-Aman ne devrildi yine!
-Ne yapıyor babaannem dışarda?
-Ne yapacak kedileri besliyor sözde. Hepsine çavuş olmuş o istediği saatte gelsinler, o istediği zaman yesinler, etrafı da kirletmesinler istiyor.
-Madem sıkıntı yapıyor kendine, neden besliyor hayvancıkları?
-Kıyamıyormuş.
-Hadi Sahire misafirler gelecek oyalanıyorsun hala, kur şu sofrayı.
-Vermeyeceğim bir daha ne ekmek ne su bu şımarıklara.
-Noldu babaanne?
-Pişman ediyorlar insanı.
-Madem pişman oluyorsun neden et suları kaynatıp ekmeklere banıp peşlerinde koşuyorsun Allahın her günü anne?
-Sen anlamazsın. Gel bakayım yanıma Sahire, anlatayım sana.
-Hata yapmazsan yaşamamışsın demektir; hatayı fark etmezsen aynı şeyi yaşayacaksın demektir. Pişman olmak böyledir, hatayı fark etmeden sadece sonuca üzülmektir.
-Sen hiç pişman oldun mu babaanne?
-Dedenle evlendim ya.
-Akşam akşam çocuğa ne anlatıyorsun anne.Tuzlukta tuz bitmiş.Yemeklik tuz yok evde.
-Kaya tuzundan koysana.
-Olmaz öyle. Sahire bir koşu git bakkala, bir paket tuz bir de canın ne isterse al yazdır deftere.
-Hadi giyin sen de anne, misafirler şimdi gelir.
-Yeşil elbisemi giyeyim diyorum.
-Olmaz artık o, tuttundun hep aynı elbise. Şu kırmızı ve yakalı bluzunle siyah eteğini ütüledim yeni, astım dolaba onları giy.
-Aman iyi iyi,her şeyi çok biliyorsun. Sahire, bak bakalım kediler bitirmişler mi yemeklerini ?
Didem Köktaş
fotoğraf: Gali-dana Singer

0 yorumlar

Yorumla

Yorum yapmak ister misiniz?
Gelişmemizde katkınız olsun.

Bir Cevap Yazın